“Abla” Belgeselinin Yönetmeni Kenan Diler ile Söyleşi

Söyleşi: Safa Atmaca

“Koronavirüs’te Normalleşme sürecinde , sinema sektörü kendini yeni yeni toplarken bir çok projesi yarıda kalan genç yönetmenler projelerin devam etmek için hazırlanıyor. Yaptığı “Abla” Belgeseliyle Uluslararası ve Ulusal festivallerde birçok başarı elde eden Genç Yapımcı, Belgesel ve Sinema Yönetmeni Kenan Diler, projelerini Sînemaya Serbixwe’ye anlattı.

Kenan Diler kimdir? Biraz bahsedebilir misiniz?

Fazla uzun uzadıya anlatmadan soruna şöyle cevap vereyim. Kenan DİLER, Van doğumlu, küçük yaşlardan bu yana kameranın kendisine büyük bir ilgi duymasıyla hayatına yön vermiş. Lise çağlarında ise sinemaya ve fotoğrafa büyük bir hayranlık hissederek kendince kısa filmler ve fotoğraflar çekmiş, Üniversite tercihlerinin tamamına Sinema ile alakalı bölümleri yazmış, 2018 Erciyes Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon mezunu bir sinema sevdalısı.

Sinema’ya olan ilginiz ne zaman başladı?

Bir düğünde kameramana çok dikkat etmiştim, elinde ki kamerayı kendisini uzun uzadıya seyretmiştim, sonrasında dayımdan telefonunu isteyip o ne yapıyorsa bende aynısını yapmaya başladım. Karşımdaki kalabalığı küçük bir telefon ekranına sığdırabiliyor ve istediğim şekilde yön verebiliyordum, benim için farklı hisler uyandırdı ve bir başlangıç noktası oldu diyebilirim.

En sevdiğiniz 3 sinema film?

Şimdiye kadar izlediğim filmler arasında hiç sıralama yapmadım, şimdi sana 3 tanesini söylesem diğerlerini haksızlık yapmışım hissiyatına kapılıyorum. Ama yine de aklıma ilk gelenleri söyleyim;

Kirazın Tadı – Abbas Kiyarüstemi

Koyanisqatsi – Godfrey Reggio

Kış Uykusu – Nuri Bilge Ceylan

En sevdiğiniz sinema yönetmeni?

Bir önceki soruya verdiğim yanıt aslında bunun içinde geçerli, şahsi olarak hayatımda hiç ‘’enler ‘’ olarak bir şeyler oluşturmadım zihnimde, fakat yine de şuan aklıma gelen ustalarımızı sayarsam;

Abbas Kiyarüstemi
Ingmar Bergman
Nuri Bilge Ceylan

“Keşke ben çekseydim” dediğiniz bir film var mı? Nasıl çekerdiniz?

Hayır olmadı.

Sinema dışında ilgilendiğiniz hobileriniz var mı?

Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, sık sık farklı coğrafyaları gezip ve fotoğraflamak bana hep farklı duygular hissettirmiştir.

En büyük hayaliniz nedir?

Aslında belli başlı bir hayalim yok, sadece dert edinip çaba sarf ettiğim sinema projelerini uluslararası alanda izleyiciyle buluşturmak, yani ne kadar çok izleyiciyle bir araya gelirse o kadar mutlu olurum.
Bir de doğup büyüdüğüm topraklarda, sinemayı olabildiğince yaygınlaştırıp, insanlara sevdirmek hatta Van’da büyük bir film festivalini hayata geçirmek.

İstanbul gibi Büyükşehirlerde başarıya çok rahat ulaşabilecekken, neden çalışmalarınızı Van’da sürdürmeye karar verdiniz?

Lise yıllarında çekmeyi çok istediğim birkaç projem vardı, fakat teknik ve maddi imkânsızlıklar buna engel oluyordu, bende Van’da bulunan resmi kurum ve kuruluşlara, iş yerlerine tek tek gidip durumu anlatıp bana yardımcı olmaları konusunda ricalarda bulunuyordum ve her seferinde elim boş, hevesim kırılmış bir şekilde eve dönüyordum. Bana yardımcı olabilecek kimseyi bulamıyordum.

Geçmişte yaşadığım bu olaylar hiçbir zaman aklımdan çıkmadı ve günün birinde Van’da film çekmek isteyen birilerinin bu durumları yaşamayıp benim gibi içlerinde ukde kalmasını istemedim.

Van’da küçük de olsa bir sinema şirketi açıp sinema sevdalısı arkadaşlarım ile beraber projelerinin üzerinde çalışıp hayata geçiriyoruz. Tabi ki teknik ve maddi anlamda sık sık zorluk yaşıyoruz fakat hep beraber olup bir birimize yardım ediyoruz.

Bu sayede yaşadığımız sıkıntıları aşıp, bitirmiş olduğumuz yeni bir projenin mutluluğunu hep beraber yaşıyoruz. Ve bu da çoğu şeyden daha değerli benim için.

Film yönetmeni olarak katıldığınız film festivalleri hakkındaki izlenimlerinizi merak ediyorum. Ve bu festivaller de kısa film nasıl bir konuma sahip, sizce yeterliler mi, nasıl daha kaliteli olabilirler?

Film festivalleri bizler için çok önemli çünkü daha önceki sorularda da değindiğim gibi ürettiğimizin yapımın farklı noktalarda ki sinemaseverlerle (izleyiciyle) bir araya gelmesine olanak sağlıyor. Diğer yandan sektör profesyonellerinin bir araya gelip söyleşilerin, atölyelerin vb. etkinliklerin düzenlediği ve sinemaseverlerin, sinema öğrencilerinin yani kısacası sinema ile alakadar olan insanların yararlandığı bir yer haline geliyor. Öte yandan üretmeye yeni başlayan sinemacılara ise büyük bir motivasyon kaynağı oluyor.
Şimdi gelelim kısa filmin bu festivaller de ki yerine.

Maalesef ki ülkemizde kısa filme benim gördüğüm kadarıyla hep bir üvey evlat muamelesi yapıldı, hâlbuki kısa film sinemanın temelidir, şuan başarılı uzun metraj film çeken yönetmenlerin geçmişte kısa film ile bu noktalara geldiği unutulmaması gerekir ki bu noktada kısa film üreten yönetmenlere festivallerde değer verilmesi lazım.

Örnek olarak 2 yıl önce ülkemizde en büyük film festivallerinden birine finalist olarak katılmıştım. Uzun metraj ile kısa metraj konukları arasında ki farkı her türlü ayırt edebilirdiniz. Konakladıkları otelden tutunda festival ekibi tarafından ilgilenme düzeyine kadar hep bir uçurum vardı, hatta ödül töreninde bile kısa filmle vakit kaybetmemek için bir gün öncesinden küçük bir salonda özensiz bir şekilde kısa film ödül töreni düzenledi.

Durum bu haldeyken yapılacaklar ise aslında belli, uzun kısa diye ayırt etmeksizin, konuğun ulaşımından tutunda, festival süresince konakladıkları otele, filmlerinin gösterildiği salonlardan tutunda gösteri sonrası yapılacak söyleşilere kadar hatta gösterimi yapılan kısa filme telif bedelinin bile ödenmesi gerekir ki ülkemizde buna örnek kısa film festivalleride mevcut. Yani bu ve buna benzer durumlar dikkate alınarak yol alınırsa çok daha iyi sonuçların ortaya çıkacağından eminim.

Biraz yapıtlarınızdan bahsedelim. Kurmaca ve Belgesel çalışıyorsunuz Kurmaca’larınız da ve Belgesellerinizde topluma vermek istediğiniz bir mesaj mı var, yoksa toplumun sorunlarına mı değiniyorsunuz?

Esasen kurmaca yapıtlara belgesele nazaran biraz daha ilgim var, çünkü dert edindiğim bir durumu yazıp ve yazdığım çerçeveye göre istediğim şekilde kurgulayabiliyorum. Fakat belgesel çok daha farklı benim için vicdani bir mesele, bir sorumluluk hissediyorum belgesele karşı.
Çünkü bir yerlerde, yaşanmış ya da yaşanmakta olan gerçek bir durumu gördükten sonra bunu insanlarla paylaşmak, bundan haberdar olmalarını istiyorum ve bunu dediğim gibi bir sorumluluk olarak görüyorum.

Açıkçası yapıtlarımda her zaman alenen bir mesaj verme gayreti içerisine girmiyorum, ama elbette ki filmin bir yerlerinde ya da bütününü ele aldığınız zaman belli bir amaca hizmet ettiğini ve her birinin de toplumsal yapıdan izler taşıdığını söyleyebilirim.

Ödüllü yapıtınız olan “Abla” Belgeseliniz çok konuşuldu. Belgeselin bir hikâyesi var mı? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Abla’nın bir hikayesi elbette ki var.
Abla Belgesel Filmi bizim bitirme projemizdi. Bitirme projesi için ekibimizle birçok konu üzerine çalışırken, Hatice Ablayı bir televizyon haberinde tanıma fırsatı bulduk. 50 yaşında bir kadın, Türkiye’de hafriyat alanında tır şoförlüğü yapıyor. 6 çocuğu var ve hepsini tek başına, tır şoförlüğü yaparak büyütmüş. Çok etkilendik ve hemen iletişime geçtik kendisiyle, sağ olsun hem çekim öncesinde hem de çekim zamanlarında çok yardımcı oldu bize, bizi evlatlarından ayırt etmeksizin sevdi ve güvendi. Bir kadın neler yapabilir isterse neleri başarabilirin en büyük örneklerindendir kendisi.

Çekmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı?

Van’daki arkadaşlarımızla hali hazırda birçok proje üzerinde çalışıyoruz zaten. Önümüzdeki aylarda yapımcılığını yapacağım bir proje hemen sonrasında da yönetmenliğini yapacağım başka bir proje ile devam edeceğiz çalışmalarımıza.

Okuyucularımız, Yapıtlarınıza nasıl ulaşabilir?

Youtube üzerinden şuan sadece Abla filmimizi ve Hiç Yaşanmamış Olan’ın fragmanı paylaştık.
Festival serüveni bittikten sonra diğer projelerimizi paylaşıma açacağız.

Abla Belgesel Film- İzleme linki: 

Hiç Yaşanmamış Olan’ın fragman izleme linki:

Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler
Abla -2018
Mahlota – 2018 (2.Yönetmen-Görüntü Yönetmeni ve Metin Yazarı)
Bir Delinin Seyir Defteri – Çekim Aşamasında

Yönetmenliğini Yaptığı Kısa Filmler
Bekleyiş – 2015
Bir Süre Sessizlik – 2020
Yapımcılığını Yaptığı Projeler

Her Salkım Söğüt Gölge Vermez – 2019
Borges ve Ben – 2019
Hiç Yaşanmamış Olan – 2020
Bir Süre Sessizlik – 2020

Kurgusunu Yaptığı Projeler

Her Salkım Söğüt Gölge Vermez
Hiç Yaşanmamış Olan

Sînemaya Serbixwe – www.sinemayaserbixwe.com

Share This
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: