Nostalji (Nostalghia) Dinmeyen Bir Hüzün

Yazı: Necla Çetinoğlu

Andrey Tarkovski, 1982 yılında yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı “Nostalji” filmini çekti. Filmi, Cannes Film Festivalinden en iyi yönetmen  ödülünü aldı. Bu film yönetmenin, Rusya dışında çektiği ilk filmi oldu. Tarkovski, Nostalji filminde büyük ev özlemini işler ve bunu evrensel bir problem olarak görür. Ana karakterin vatanına duyduğu özlemi siyah beyaz sahnelerle işler. Ayrıca Nostalji filmi Tarkovski’nin ana vatanından uzakta olması orada yaşamaya devam etmenin imkansızlığı hakkındaki hisleri ile çok yakından bağlantılıdır. Dolayısıyla, pek çok açıdan yalnızca geçmişe duyulan özlemle ilgili değil, aynı zamanda aidiyet duyulacak bir yer arayışıyla ilgili bir filmdir. Nostalji filminde genel olarak yavaş kamera hareketleri kullanılmaktadır. Nostalji Tarkovski’nin hareketsizliği en yoğun kullandığı filmidir. Hareketsizlik aslında filmi derinleştirmekten daha fazlasını yapan bir öğedir. Tarkovski’nin en minimal filmidir diyebiliriz. Film esasen üç kişinin etrafında döner.

Film, sisli bir jenerik görüntüsüyle başlar. Ekranda ilerleyen birkaç kadın, bir çocuk görürüz. Bu kişilerin daha sonra baş rol karakterin Rusya’daki ailesi olduklarını öğreniriz. Tarkovsky, filmi kendi ülkesinde anlaşılmamasına atıfta bulunmak için italyanca konuş, direktifiyle başlatır. Filmde tapınağa  kadar çekilen sahneler, sisli ve siyah-beyaz iken tapınağın içindeki sahneler renkli olarak çekilmiştir. Bir sonra Gorchakov uzun uzun kameraya baktığı görüntüler de siyah beyazdır.
Gorchakov ve Eugenia bir otelde beklerken, Eugenia çeviri bir şiir okur. Gorchakov, bunun üzerine  bütün sanatlar gibi şiirin de tercüme edilemeyeceğini ve insanların başka insanları tanıyabilmesinin tek  yolu devletler arasındaki sınırların ortadan kaldırılması gerektiğini anlatır. Sonra Eugenia ona güneyde yaşayan bir hizmetçinin, kendi memleketine duyduğu özlem yüzünden efendisinin evini yaktığını anlatır.
Eugenia, kaplıcada yüzmekte olanlara Gorchakov’un Rus bir şair olduğunu ve Sosnovsky isminde Rus bir bestecinin hayatını araştırdığını anlatır. Kaplıcadakiler ayrıca etrafta dolaşan Domenico hakkında  konuşmaya başlarlar ve onun ailesini yedi yıl boyunca eve kilitleyip, dünyanın sonunun gelmesini bekleyen bir deli  olduğunu,  son saplantısı yanan bir mumu  kaplıcanın havuzu boyunca taşımak olduğunu söyler.
Başka bir sahnede ise Eugenia ve Gorchakov Domenico’yu ziyaret ederler. Domenico ona o zamanlar sadece ailesini korumaya çalıştığını ancak şimdi bütün dünyanın kurtarılması gerektiğini açıklar. Gorchakov’a bir mum uzatır ve ona bu mumu kaplıcanın havuzu boyunca taşıma görevi verir. Roma’da büyük bir şey yapmayı planladıklarıyla ilgili bir imada bulunur.
Film, Domenico’nun ailesini kurtaran yetkilileri gördüğümüz bir sekans ile devam eder. Domenico  oğlunu kovalar. Oğlan ona bakar ve “Baba, dünyanın sonu bu mu?” diye sorar. Nostalji filminde ayrıca siyah beyaz sahnelerden renkli sahnelere geçişlerin yoğun bir şekilde kullanılmış olduğunu görüyoruz. Tarkovski’nin bu filminde rüyalara ayrıca geniş bir yer ayırdığını söyleyebiliriz. Tarkovski siyah ve beyaz sahneleri yalnızca anılar ve rüyalar için kullanmıştır. Bu kuralın tek istisnası Domenico’nun oğlunun kameraya bakıp “Baba, dünyanın sonu bu mu?” diye sorduğu sahnedir. Bu sahne renkli olarak çekilmiştir.
 Sonraki sahnede, Gorchakov kaplıcaya varır, havuzun suyu boşaltılmıştır. Bir kadın havuzu temizlemektedir. Gorchakov bir hap içer. Domenico’nun konuşmasıda doruk noktasına ulaşmıştır.  Domenico, “Tüm insanlığın gözleri hep beraber içine batmakta olduğumuz çukura bakıyor. Eğer deli bir adam size kendinizden utanmanız gerektiğini söylemek zorunda kalıyorsa, bu ne biçim bir dünya böyle?” Domenico, kendisini ateşe verir. Filmde intihar eden Domenico’nun umutsuzluğu açıkça Tarkovski’nin de dünya düzenine karşı olan büyük umutsuzluğudur diyebiliriz. Ardından  kaplıcadaki sahneye geri döneriz. Gorchakov yanan mumu havuzun karşı tarafına geçirmeye çalışmaktadır. Daha yolun yarısına varırken  rüzgar mumu söndürür ve Gorchakov ancak üçüncü denemesinde başarır. Mumu havuzun diğer ucundaki çıkıntının üzerine yerleştirir. Gorchakov ekranda görülmeyecek şekilde yere yığılır. Gorchakov’un oğlunun ve karısının siyah beyaz bir çekimi görülür. Kamera geri çekilerek evin, eski manastırın içinde olduğu uzun bir plan sekans ile gösterilir. Nostalji filminde daha çok kafa karıştırıcı olan zamandır. Filmdeki olayların  kaç gün içinde geçtiğini söylemek zordur. Gorchakov ise  havuzun diğer ucuna vardığında taşıdığı mum artık yalnızca bir mum değildir. “Dinmeyen Bir Hüznün Görüntüsü” olur. Film Tarkovski’nin  “Annemin anısına”  yazısıyla biter.
Auteur Culture – (27.02.2022)
Share This
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: