Yeşilçam Sineması Çerçevesinden “Arabesk” Filmi

Yazı: Necla Çetinoğlu

Türk sineması, ilk yıllardan itibaren modernleşme, batılılaşma, yerlileşme ve taklit gibi kavramlar çerçevesinde şekil almaya başlardı. 1950’lerden sonra toplumsal yapıdan kaynaklanan düzen sorunları ağırlık kazanmaya başladı. 1970’lerde ise Yeşilçam Sinemasında   ticari salon filmleri ve Arabesk melodramları moda haline gelip yaygınlaştı. Bu birbirinin benzeri filmler, izleyicinin talepleriyle de film anlatısının  biçimlenmesinde belirleyici oldu. İşte böylesi bir dönemde yönetmen Ertem Eğilmez 1988 yapımı Arabesk filmini çekti. Arabesk filmi, Türk sinemasında absürt komedi türünde ilk örnek olmuştur.
Filmin konusu: Bir köyde yaşayan iki genç  Ağa kızı (Müjde Ar) ile köylü genç (Şener Şen) ağanın kızını sever, ağa ona kızını vermez. Oğlan İstanbul’a gider. Ağa, kızının sevmediği başka  birine para karşılığında satar, bunun üzerine kız kaçarak şehre gider. İstanbul’da karşılaşırlar, ama birleşemezler. Kız randevu evine düşer, oğlan ünlü bir Arabesk şarkıcısı olur. Yine rastlaşırlar. Tam aralarındaki engel kalkacak derken, kötü adam (Necati Bilgiç) ya da kötü kader onları yeniden ayırır. Kör olurlar, gözleri açılır. Müjdece âşık olan adam (gazinocular kralı) (Uğur Yücel) Şener’i vurur. Ama o, bir sürü kurşun yediği halde ölmez. Film genel olarak bu şekil absürtlükleri barındırır. Son sahnede, Şener ve Müjde’nin öldükten sonra bile kötü adamın oyununa gelerek cehenneme sürüklenirler. Film, bu şekliyle  iyilerin kazandığı kötülerin kaybettiği formülü yıkmış olur. Arabesk filmi birbirini seven Şener ve Müjde’nin başına gelen olmadık olayları konu alan bir kara mizah filmidir. Bu kadar olmayacak şeyin bir  arada toplandığı Arabesk filmi,  her açıdan tam bir Yeşilçam anlatısının  toplamı gibidir. Eğilmez’in en son çektiği filmidir.  Filmde  toplumun her kesiminin ve her kurumunun, çarpıklıkları gözler önüne serilir.  Filmi, genel olarak bütün melodramlarda olduğu gibi kadının bir erkek tarafından korunmaya muhtaç olması, kötü talih, engeller ve kavuşamama gibi temaları ele almıştır.
Özetle Yeşilçam sineması seyircinin talepleri doğrultusunda, birbirinin aynısı filmler üretmiş, ve bu filmlerin  maliyeti düşürmek için teknikten ziyade hikayeye odaklanmıştır. Genel olarak yıldız yüzler, birbirinin benzeri  mekanlar ve hikayeler kullanılmıştır. Bu filmlerin anlatısal yapısı, karakterleri, mizanseni aynıdır. Bütün bu biçimsel özellikler Yeşilçam anlatısının kendini tekrarlanmasıyla beraber geleneksel bir biçim almıştır. Sinemanın daha çok ticari yönünün ağır bastığı bu filmler,  halka bir arz talep meselesi olarak sunulmuştur. Eğilmez, Arabesk filmiyle, seyircinin Yeşilçam sinemasında arabesk filmlerin ve konusu birbirini seven iki insandan öteye geçemeyen aşk filmlerinin, melankolik dramlarına  bambaşka bir gözle bakmamızı sağlamıştır.
Auteur Culture – (22.02.2022)
Share This
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: